Geçen gün Youtube'de Videoeğitim'in bir videosunu izlerken bir konu geçti; ''Bilişsel Çelişki'' .Benim de çok ilgimi çekti ve hemen araştırmaya koyuldum. Şimdi sizlerle bilişsel çelişkiyi inceleyeceğiz.
Bilişsel çelişki psikoloji literatüründe ''cognitive dissonance'' diye geçiyor. Bilişşel psikoloji ile sosyal psikolojinin geliştirdikleri bir kuramdır. İnsan beyni, insan tutumları ile insan davranışlarının uyumlu olmasını ister. İnsan tutumu, bir nesneyi, olayı sevmesi sevmemesi, beğenmesi gibi duyguları kapsarken, davranışı ise insanın eylemini belirtir. Şimdi ekonomistlerin savunduğu görüşün aksine insan rasyonel bir varlık değildir yani her eylemini neden sonuç içerisinde yapmayabilir. Sosyal psikoloji zaten insanın bu kadar çok da rasyonel olmadığını inceler. Konfirmite yani uyum, ''asch'' deneyleri , ''zimbardo'', ''milikan'' deneyleri insanın çok da rasyonel olmadığını gösteren popüler örneklerdir. Her neyse, bilişsel uyumsuzluk teorisinin ne anlatığına geçmeden önce şu iki deneyi inceleyelim
ilk deneyimiz deneklere çok gereksiz işler yaptırılır. Duvarda yüzlerce vida vardır ve denekler onları teker teker vidalamak zorundadır.Bir saat sürer bu deney ve sonunda da psikologlar bir deney anketi yaptırırlar .Denekler deneyin bittiğini sanarlar ama aslında deney daha yeni başlamıştır. Denek salondan ayrılırken, psikologlar asistan öğrencinin şu an orada olmadığını söylerler ve mümkünse diğer deneği içeri çağırmasını ve deneğin performansını yüksek tutması için '' az önce ben bu deneyden çıktım çok eğlenceliydi'' demesini ister. Bazı denekler bunu demesi karşılında 10 dolar alırlar bazılarına ise hiç para vermezler. Bir sonraki deneğe'' ah ne güzel neeğlenceli bir deneydi'' diye yalan söyler ve onu çağırır. Kapıdan çıkarkende ona deneyden ne kadar zevk aldığına dair anket yapılır. Sonuç şaşırtıcıdır Bu iş için 10 dolar alan denekler cidden de bu deneyin berbat bir deney olduğunu ve hiçbir işe yaramadığını söylerler ancak para almayan denekler gerçekten de deneyin hiç fena olmadığını biraz eğlendiklerini söylerler psikologların aklı karışır.
2. deneyimiz ise Berkeley'de öğrenciler polise karşı gösteri yaparlar. Göstericiler arasındaki öğrencilerden yaklaşık 50 kişi toplanır. Rastgele seçilen bu öğrencilerden ^''polis neden haklıydı?'' diye makale yazmaları istenir. Bazı öğrencilere birinci deneydeki gibi para verilir bazılarına ise verilmez. Makale sonunda öğrencilerin tekrar fikirleri alınır Para alan öğrenciler '' polisin haksız olduğunu '' söylerken para almayan öğrenciler ''polislerin de haklı olduğunu'' söyler.
Bu iki örnekte ortak noktalar şunlardır: Deneklerin davranışları ve tutumları arasında uyumsuzluk var.Denekler ya sıkıcı bir iş yapıp ''hiç sıkıcı değildi- çok eğlenceliydi'' dedirtiyorlar ya da polise karşı olumsuz olumsuz tutumları varken polisin lehine makale yazıyorlar yani tutumları ile davranışları farklı ama ne demiştik beyin bunların uyumlu olmasını istiyor kendi kendine soruyor '' benim tutumum yaptığımın tam tersiydi ben neden böyle bir saçmalık yaptım ki'' diye(tabii ok rasyonel bir varlık değil demiştik)
İşte bu iş için para alanlar bu uyumsuzluğu açıklayabiliyorlar: ''ama kaşılığında para aldım'' diyebiliyorlar ve bu uyumsuzluğu asabiliyorlar ancak bu işleri yapmak için bir bahanesi olmayanlarda bu bilişsel uyumsuzluğa devam ediyorlar ve davranışı değiştiremedikleri için tutumlarını değiştiriyorlar yani gerçekte sevmedikleri bir işin aslında çokta kötü olmadığını ya da polisin haklı olduğunu düşünüyorlar
Bu evrimsel bir teori aslında çünkü hayata dair çok önmeli dersler veriyor. Amatör ruhun neden daha ruhlu olduğunu ama işlerin profesyonellesince ve para karşılığı yapılınca neden anlam ve zevk kaybına yaradığını, eğitimdeki notlandırma sistemin eksikliğini ve öğrenmedeki ödül-ceza sistemin yanlışlarını gösteriyor. Bilişsel çelişkinin aslında hayatın her yerinde bizimle beraber olduğunu ve artık yapacağımız her davranışta aklımıza gelmesi ümidiyle...
referans:http://www.acarbaltas.com/bilissel-celiski/
https://www.zen.com.tr/bilissel-uyumsuzluk-teorisi/

Yorumlar
Yorum Gönder